Hereke halılarının üretimi 1843 yılında Osmanlı hükümdarı Sultan Abdülmecid’in dünyanın en büyük saraylarından Dolmabahçe Sarayı’nı dünyanın en iyi halılarıyla döşeme fikri üzerine, İzmit kıyısındaki Hereke semtinde açılan üretim atölyesi ile başlamıştır. Bu fabrikada dokunan halılar sadece saray için dokunmuş, bu desen ve halıların başka bir yerde kullanımı yasaklanmıştır.

19. yy başlarında başlayan sanayi devriminin Osmanlı’daki ilk örneklerinden olan bu fabrikada halının yanı sıra başka tekstil ürünlerinin dokumasına da yer verilmiştir.

1894 Yılında Hereke’yi ziyaret eden Almanya İmparatoru Kaiser Wilhelm II beraberinde getirdiği kimyasal boyalar ile halıların dokumasında kullanılan teknolojinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. O dönemde Kaizer’in konakladığı köşk halen müze olarak korunmaktadır.

Hereke halısı pamuk iplik üzerine yün ve ipek üzerine ipek olarak iki türlü dokunur. Yün halıların dm2 sinde 3600 ilmek bulunur. Kalitesi 60×60 olarak adlandırılır.İpek halılarda ise dm2 de 10.000 ilmek olur. Kalitesi 100×100 olarak adlandırılır. Her ne kadar daha sık dokunmuş halılarda olsa gerçek hereke halılarının standartları budur. Hav yükseklikleri ise ipek halılarda 1,5-2,0 mm yün halılarda ise 4,0-5,0 mm arasındadır. Hereke halıları sık dokunduğu için desenler oldukça ayrıntılıdır. Hereke halıları patentler ile coğrafi olarak tescillidir. Hereke halıları Türk düğümü (çift düğüm veya Gördes düğümü olarak adlandırılır)ile dokunduğu için İran halılarına göre (tek düğümlü veya sini düğüm) çok daha fazla dayanıklıdır. Hereke halıları ilk dokunduğu dönemler de dahil bugüne kadar İran halı desenlerinden hiç etkilenmemiş saray nakkaşlarının özgün tasarımları ile hayat bulmuştur. Ne yazık ki günümüzde kullanılan yün kalitesi geçmişteki halılarda kullanılan yün kalitesine göre oldukça düşüktür. Bunun nedeni kullanılan yünler eskiden tamamen canlı hayvan yünü iken günümüzde kesilmiş hayvan yünleri kullanılmakta ,ayrıca boya kalitesi ve kırkım mevsimlerine uyulmaması ile kullanılan yünler eskilere göre daha mat renge sahip olmaktadır. Fakat günümüzde özellikle Sümerhalı’nın ürettiği yünlere, yapağı boyanmadan önce özel bir apre ile güve yemez özelliği verilir. Boya daha sonra yapılır. Bu halının dayanıklılığını ve kalitesini arttırır. Bunun haricinde, Isparta yöresi, Sivas (Sivas Cezaevi halısı da hereke halısıdır) ve Diyarbakır’da dokunur. Bu tezgahlarda dokunan halılar Isparta Sümer halı fabrikasında özel hav makinelerinde uygun yükseklikte kırkılır, yıkanır, arka yüzleri alevle fazla uzunluklardan temizlenir ve kalitelerine göre sınıflandırılır ve piyasaya verilir. Hereke halısı alırken arka yüzünde atkı ve çözgüden yün fışkırmamış olmasına, desenin kaymamış olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca hav yüksekliği de kesim şekli de kaliteyi etkiler. Bu halının ençok bilinen ve klasik olmuş olan deseni “Yedi Dağın Çiçeği” dir. Fakat bununla beraber burucie ve polonez gibi çok güzel desenleri de vardır. Hereke halısını İran halılarıyla kıyaslarsak ancak binlerce dolarlık Bidjar halısı hereke kadar olmasa bile emsali sayılabilir. Fakat dokuma şekli, desen ve renk çeşitliği ve sert bir halı olması Hereke halısını her zaman öne çıkarır.

Share Button